“Asgari”de mutabakat sağlamak…

Süregelen yüksek enflasyon-artan yaşam pahalılığı sarmalı, her kesim ve zümreden vatandaşı, değişik oranda da olsa, etkilemeye; beklenti ile talepleri arttırmaya devam etmektedir. “Asgari ücret düzeyi”, devletimizde, yalnız belirli bir ücretli kesimi ilgilendiren; onları kapsayan bir gösterge olmanın ötesine geçmiştir. Türkiye’de kayıtlı-ücretli çalışan her on kişiden altısı; asgari ücret düzeyi civarında maaş geliri elde etmektedir. (Avrupa Birliği için bu oranın; her on ücretliden yalnız birisi bulunduğunu derhal hatırlatalım) Son düzenleme ile beraber bu sayının oniki milyon kişiye ulaşmış olduğu görülüyor. Bu durumda, asgari ücret teriminin, adeta dejenere edilerek; fiili planda, “ averaj / referans ücret “ haline dönüştürüldüğü anlaşılıyor. İşveren temsilcisinin, ortak basın açıklamasında, “ asgari ücretin, averaj ücret değil; taban ücret olarak kabul edilmesi icap ettiğini “ belirten sözlerinin, an itibarıyla iyimser bir temenni olarak kalmış olduğu açıktır.
İstihdamda önlen(e)meyen kayıt-dışılık gerçeği ile daha da koyulaşan bu gelişme ve dinamiklerin, ekonominin; “ucuz işgücü cenneti haline gelme” riskini azaltıcı-bertaraf edici değil, ve fakat, tam tersi tesir doğurduğu açıktır. Üstelik, İhracat Kanalıyla Fakirleşme(İYF) tuzağına karşı zafiyet yaratacak bir tablo ile karşı karşıya kalındığı görmezden gelinemez.
Altı aylık süreçte, TÜİK enflasyon rakamlarının % 40’ a yaklaştığı; İTO İstanbul Ücretliler Geçinme Endeksi’nin % 54’e ulaşmış olduğu bir seyir yaşanmakta, enflasyonda sürdürülebilir düşüş sürecini senenin son iki çeyreğinde görebilme ihtimali giderek ortadan kalkmaktadır. Asla şüphesiz, “Dolar / TL Paritesi”; “satın alınabilecek simit sayısı”; “manşetten daha yüksek besin fiyat artışları”; “Türk-İş Yoksulluk Sınırı”; “gelişme refah oranı” şeklinde pek oldukça gösterge ve temeller üstünden hareket etme olanak ve ihtimali bulunmaktadır. Sadece, mevcut enflasyonist gelişmelerin bunaltıcı kıskacında, herkesi memnun edecek, ortak bir “ortaklaşa sayı”da buluşmak mümkün gözükmüyor. Enflasyonun, herşeyi çarpıtıcı; gerçekleri karartıcı ve toplumu bunaltıcı tesiri ortada kalmış olduğu müddetçe, aksini düşünmek gerçekçi bir değerlendirme olmayacaktır. Gelinen noktada, üstünde mutabakata varılacak temel ortaklaşa, artık, bir “sayı/manşet” olma durumunu aşarak, “enflasyonu düşürmede ortak/öteki kesimlerin sırtına yüklenmeyen; ben-merkezci duruşları terk eden birlik-beraberlik sağlanması” karar ve iradesi düzeyine terfi etmiştir.
Yüksek enflasyon koşulları geçerli olduğu müddetçe, hiçbir artış oranı’ nın; kalıcı ve ferahlatıcı bir tesir gücü sağlama bakımından mutabakat ile karşılanması mümkün değildir. Hem aslına bakarsan, bu cümleden düzenlemeler, iktisat literatüründe, “Stress-Relief-stres giderici” önlemler kapsamına girmekte; temporal-geçici/arızi kabiliyet ve kapasiteleri temsil etmektedir. Esas sorun, “Yapısal Tedbirler” şeklinde kalıcı ve esası düzeltmeye yönelik konum ile politikaların devreye alınması temelinde ortaya çıkmakta ve olgunlaşmaktadır. Yüksek enflasyon ile bozulmuş iktisat konjonktüründe sıhhatli/gerçekçi durum analizi yapmak dahi zor ve “çarpıtıcı tuzaklarla dolu” hale gelmektedir.
Asgari ücret ortak açıklaması yapılırken, arka planda yer edinen duvar yazısındaki ; “ Türkiye, Çalışanlarının Emeğiyle Büyüyor “ ibaresinin hakkı verilmelidir.
Endüstri ve hizmet sektörlerinde emekleri ile döviz kazandıran; Katma Kıymet’in ortaya konmasında; Ulusal Gelir’in yaratılmasında eleştiri rol sahibi; Yaşam Kalitesi’nin Mimar ve Emekçileri olan Nitelikli ve/yada Yarı-Nitelikli ÜCRETLİ kesimin (Etkin ve Emekli) ehemmiyet ve itibarı, her türlü ehemmiyet ve takdirin üstünde tutulmak gerekir. Kalkınma ile hemhal edilmiş; vatandaşın er yada geç; şu yada bu oranda refah arttırıcı tesirini bizzat hissedeceği bir Sürdürülebilir Gelişme sürecinin sağlanmasındaki temel dayanak, Ücretli Kesim’ den başkası değildir. İşte üstünde mutabakata varılması ihtiyaç duyulan ASGARİ MÜŞTEREK, kim bilir bundan ibarettir.

Son Dakika Haberler